TOD genel başkanı Prof. Dr. Reha Ersöz: “etik dışı uygulamalara karşı çalışmalarımızı sürdüreceğiz”

TOD genel başkanı Prof. Dr. Reha Ersöz’e görev süresinde gerçekleştirmek istediklerini, plan ve projeleri sorduk.

TOD genel başkanlığınız süresince gerçekleştirmeyi düşündüğünüz yeni çalışmalarınız /projeleriniz var mı?

Üyelerimizin her alanda haklarını savunmak birinci önceliğimizdir. Özel ve kamu kesiminde çalışan hekimlerimizin emeklerinin karşılığını alamadıkları açıktır. Bu sağlanamadığı takdirde nihai olarak halkımızın göz sağlığı tehlikeye girmektedir. Bu yönde çalışmalarımıza daha da ağırlık vereceğiz. Hekimlerimizin bilgi ve becerilerinin çok daha yüksek noktalara erişmesi için katkı ve desteklerimiz artacaktır.

Türkiye’de göz sağlığı alanında iyileştirilmesi gereken konular nelerdir?

O kadar çok şey var ki, hangi birini söylesem diye düşünüyorum…
Bakınız, Şubat ayında üyelerimize yönelik bir meslek sorunları anketi düzenledik. Çok büyük bir katılım oldu. SGK uygulamalarından malpraktis uygulamalarında yaşanan sorunlara, eğitimden özel ve kamu sağlık kuruluşlarındaki işletme sorunları alanlarına kadar birçok problem yansıtıldı. Özelde çalışan aleyhine köleleştirici sözleşmeler yapılması, özlük hakları, yeterli yıllık izin ya da hafta sonu izni kullanılamaması, doktorun kötü malzeme ile ameliyat yapması, yetersiz tetkik olanakları ile muayene yapmak zorunda bıraktırılması, kötü çalışma koşulları, güvenlik azlığı, ücret eşitsizliği… Bunlar hep ankette doğrudan yansıtılan şikayetlerdi. Bazı göz ameliyatlarının ikinci basamak sağlık kuruluşları ödemelerinden çıkarılıp hastaları hastanelere zorlayan uygulamalar giderek artıyor. Bunun, bir kısım hekimin ve kuruluşun yapmakta olduğu istismarları önlemeye yönelik olduğu belirtilse de bunları önlemenin yolu bu mudur? Hastalıkların ve cerrahi endikasyonların dünya ve ülke bazında istatistikleri vardır. istatistiksel olarak sapma gösterenlerin üzerine ciddiyetle gidersin, acıtıcı cezalar verir, SGK anlaşmalarını sonlandırırsın, bu iş biter. istatistikleri uçuran hekim ve hastaneleri değil de dürüst çalışanları ve hastaları mağdur etmenin mantığı nedir?
Bu konuda ilgili meslektaşlarımızla bir webinar düzenledik. Herkes bu işletmelere nasıl göz yumulduğunun çok iyi farkında. Ama bu konuların sonuna kadar gideceğiz. Gerekirse, basın ve medyayı da arkamıza alarak. Katarakt denetleme timi diye birşey çıkardılar. işletmeye telefon açıp “8-10 katarakt hastası hazırlayın, denetleme timi şu gün görecek” diye haber gönderiyorlar. istismar edecek kişi, endikasyon dışı hastalarını o gün çağırır mı?
Kontakt lenslerin reçetesiz satılması, ya da reçeteye kontakt lens marka ve modelinin yazılamaması da halkımızın göz sağlığını tehdit eden bir unsurdur. Optik mağazaları, çeşitli tür ve modelleri denedikten sonra göze en uygun olanı saptayıp reçetelendirdiğimiz kontakt lensleri değil, kendi kafalarına esen lensleri verebilmektedirler. Bunlar düzelecektir.
Kamu hastaneleri acil servislerinde göz hekimlerimizin kendi uzmanlık alanlarındaki hastaların dışında, örneğin enfarktüs geçiren, midesi delinen hastalara müdahale etmeleri bekleniyor.
Üniversitenin sorunları da ayrı hikâye… Asistan kadroları verilmiyor, komplike hastalar üniversitelere yığılıyor. Döner sermayeleri iflas etme noktasında. Buna karşılık, en ufak bir sorunda hekimimiz şikâyet ediliyor, aşağılanıyor, darp ediliyor. Mutlaka çözülmesi gereken benzeri problemlerimizi burada saymaya kalksam, üç gün konuşuruz, bu röportaj bitmez.

ON YIL ÖNCE BELİRLENMİŞ SGK FİYATLARI YETERSİZ KALIYOR

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Göz ameliyatları için hastalara yeterli ödeme yapıyor mu? Hastalar standartların dışında katarakt lensi ya da farklı bir malzeme talep edebiliyor mu?

SGK işlem fiyatlarının düşük olması çok önemli sorunlar doğurmaktadır. On yıl önce belirlenmiş ve hiç artmamış, hatta düşürülmüş SGK fiyatlarıyla çalışmak zorunda kalan hekimimiz ne yapsın? Göz içi lensi, diğer malzemeler, cihazlar, personel masrafları ve bina giderleri on yılda sabit mi kaldı? Kamu hastanelerinde yapılan katarakt ameliyatlarında, hastalar parasını ödemeyi kabul etse de. torik ve multifokal göz içi lenslerini kullanamıyoruz. Yüksek standartta malzeme kullanmak istemesine rağmen, hangi ülkede, hangi koşullarda üretildiği belli olmayan göz malzemelerine mahkûm olan hastanelerimiz, hekimlerimiz var.
Gerek yurt içinden, gerekse yurt dışından temin edilen ürünlerin standartlarının yetkili makamlarca çok büyük bir titizlikle denetlenmesini beklemek hakkımızdır. Aksi halde bu denetimsizliğin vebalini hekimlerimizin ve hastalarımızın çekeceği yaşadığımız bazı olaylar açıkça göstermektedir.

TÜRKİYE OFTALMOLOJİDE DÜNYA ÜSSÜ OLMAYA HAZIRLANIYOR

Türk oftalmolojisinin dünyadaki yeri hakkındaki düşüncelerinizden bahseder misiniz?

Göz hekimlerimizin, oftalmolojinin hemen her alanında, gelişmiş ülkelerdeki meslektaşlarımızın ötesinde becerilere sahip olduğunu görüyoruz. Ülkemiz, oftalmoloji alanında bölgesel bir merkez olmanın ötesinde, bir dünya üssü olma yönünde hızla ilerlemektedir.

Ancak, daha fazla çaba göstermemiz gerekiyor. Türk Oftalmoloji Derneği, uluslararası arenada bilimsel çalışmalarımızla da daha iyi yerlerde olmak için üyelerimizi teşvik edici girişimlerin içindedir. Bilimsel toplantılarımızda üst düzey bilgiler sunulup tartışılmakta, bilimsel yayın organımız bilim adamlarımızın iftihar edeceği bir düzeye doğru hızla ilerlemektedir. Orta Asya ve Türkçe konuşan ülkelerin hekimlerine gösterdiğimiz yakınlığı Balkan ülkelerinde çalışan, dışarı açılamayan ve bizden yardım isteyen göz hekimlerinin eğitim sorunlarına da göstereceğiz.

Türk endüstrisinin dünyaya açılması, Türkiye’de buluşların artması ve üretimin gelişmesi için neler yapılmalı? Bu konuda meslek kuruluşlarına düşen görevler nelerdir?
Endüstrinin gelişmesi, o alanda faaliyet gösteren her kesimin sorumluluk yüklenmesi sayesinde mümkün olur. Yatırımcı arkasında bu desteği görmek ister. Tıpta bilim insanları olarak, bir yandan geliştirme, bir yandan da klinik uygulamalar aşamasında içinde olacağımız araştırmalarla ulusal endüstriye destek vermek durumundayız. Aslında dünyada da bu böyle olmuştur. Bu işbirliği sayesinde her iki taraf da gelişimlerini sağlayabilmişlerdir.

Ophthalmology Life 2016 23. Sayı

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here