Şevval Sam

Şevval sam, yıllardır  Türkiye’de geniş bir kitlenin sevgilisi olmayı başarmış bir sanatçı. Farklı müzik türlerinde yayınladığı albümler ve göz dolduran oyunculuğuyla kendisine hem müzik hem de oyunculuk dünyasında önemli bir yer edinen şevval sam’la sizler için keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Oldukça sevilen bir sanatçısınız ve farklı müzik türlerinde birçok şarkıyı yorumladınız. Son çıkarmış olduğunuz Tango albümünden biraz bahsedebilir misiniz? Nasıl yorumlar aldınız?

Albüm kısa süre içinde geniş kitlelerle buluştu. Ben müziğin her tarzına ilgi duyuyorum, ancak iyi örnekleri olması kaydıyla. Bu da farklı tarzları, içine girerek ve deneyimleyerek öğrenmeme vesile oluyor. Her tarzın icrası birbirinden farklı dolayısıyla her biri için farklı bir analiz ve farklı ses rengi gerekiyor. Bunu deşifre edebilmem için de her tarzın en iyi icracılarını dikkatle dinliyorum. Tango’da da Zehra Eren’i çok dinledim. Tango albüm hazırlığımız başladığında şarkılardan çok aranjmanlar konusunda arayışımız vardı. Türkiye’de Tango adına henüz denenmemiş bir sound olmasını tercih ediyorduk, çünkü zaten klasik tarzda çok fazla örnek vardı. Bunun yanında yeni besteler de olsun ve Tango denilince akla ilk gelen dünyaca ünlü tango eserlerine de yer verelim dedik.

Aslında yine akışa bıraktık kendimizi. Yeni besteler bulduk, diğer yanda Astor Piazzolla’nın Libertango’su ve Carlos Gardel’in Por Una Cabeza eserleri ilk defa Türkçe sözlerle buluştu. Yıllardır aşina olduğumuz klasik eserlerle de birleşince repertuar tamamlanmış oldu. Albümde 7 farklı aranjörle çalıştık. Dünyaca ünlü keman virtüözü Cihat Aşkın albümün yıldızı diyebilirim. Sonuçta klasik, elektronik, alaturka ve özgün anlayışta düzenlenmiş 17 şarkıdan oluşan Tango albümü hazırlanmış oldu. Albümün masteringi Londra Abbey Road stüdyolarında Peter Mew tarafından yapıldı.

MÜKEMMELİYETÇİ DEĞİLİM. SAĞLIK SORUNU OLMADIĞI MÜDDETÇE HER ŞEY BENİM İÇİN, “BİR GÜN ANLATILACAK BİR HİKÂYE” OLABİLİR.

İlerleyen yıllara rağmen halen temponuzdan bir şey kaybetmediniz. Konser maratonunuz hızla devam ediyor. Sizce başarılı olmanızdaki en büyük faktör nedir?

Müzik her ne kadar bireysel gibi gözükse de, kitlelerle paylaşabilmek için kolektif bir çalışma gerektiriyor. Bu doğrultuda arkamda benimle birlikte hayatın ve sanatın tadını çıkaran geniş bir ekip var. Müzikal olarak beslendiğim ve okul gibi gördüğüm yer Kalan Müzik. Yaptıklarımızı paylaşmak içinse, menajerim Harun Belenkoğulları, Etiler’deki ofisimizde, ekibimizle birlikte büyük bir özveriyle çalışıyor.

Albümünüz dışında oyunculuğa devam etmeyi düşünüyor musunuz?

Oyunculuk benim ilk göz ağrım. Özlediğimi belirtmeliyim. Projeler konusunda biraz seçiciyim. Eskiden de seçiciydim ama müzik daha yoğun olarak hayatıma girdiğinden beri biraz daha ince eleyip sık dokuyorum galiba. Ağır dizi koşullarına dönmeye bir yandan cesaret edemiyorum ama oyunculuk yapmayı özlüyorum. Daha özgür bir alana sahip olduğu için sinema filmini diziye tercih ederim çünkü Türk televizyonlarında sansür mekanizması işliyor maalesef.

Anne-kız ilişkiniz dışında Leman Sam’la nasıl bir müzikal ilişkiniz var?

Aramızda konuştuğumuz farklı bir dil varmış gibi. Müzik mevzu bahis olduğunda bir sürü cümle kurmaya ihtiyaç duymuyoruz. İkimiz de birbirimizin ne demek istediğini anlıyoruz. Bu anlamda da aynı dili konuşuyoruz.
Bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz.
Ben teşekkür ederim.

Ophthalmology Life 2014 19. Sayı

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here