Prof. Dr. Rana Altan Yaycıoğlu’nun gözünden Vietnam ve Kamboçya

Eşimle birlikte gezmeyi severiz, özellikle doğa, tarih ve kültür bir aradaysa…
Bu sebepten Hollywood savaş filmlerine sıkça konu olan, 4000 yıllık köklü tarihi, zengin kültürü ve muhteşem doğal güzellikleri ile Asya’ nın en etkileyici ülkelerinden Vietnam’ı ve gizemli Kamboçya’yı gezmeye karar verdik. Vietnam’ın ilgi çekici bir tarihi olduğunu belirtmeliyim. Ülkenin kuzeyi Çin hükümdarlığı zamanında bin yılı aşkın bir süre çeşitli ailelerin hanedanlığında hüküm sürmüş Batılılardan ilk olarak Portekizli denizciler 1516’da bu bölgeye ulaşmış. Sonrasında 1627’de Fransız misyonerler yerleşmiş. 1887 ile 1954 yılları arasında Hinduçin olarak Fransızlar bu bölgede özellikle tütün, çay ve kahve üretiminden
yararlanmışlardır. İkinci Dünya Savaşında ise bölge Japonların eline geçmiş, ancak Fransızlar tarım ürünlerini almayı sürdürmüş. Komünist Ho Chi Minh önderliğinde ayaklanan Vietnamlıların zaferi ile ülke komünist kuzey ve imparatora bağlı güney olmak üzere iki bölgeye ayrılmış. Takip eden yıllarda Güney Vietnam’ın komünistleşmesine engel olmak için ABD önderliğindeki çeşitli ülkelerin desteği ile Güney Vietnam ile Kuzey arasında 1955’li yıllarda başlayan Vietnam savaşı 1975’te Saygon’un düşmesi ve ülkenin birleşmesi ile sonuçlanmıştır.

Gezimize Ho Chi Minh City’den başladık. Şehre geldiğinizde ilk dikkatinizi çeken trafiğin yoğunluğu ve arabadan daha çok sayıda bisiklet ve scooter’ın bulunmasıydı. Bu kargaşada yaya olarak çok dikkatli olmak gerekiyordu, çünkü sürücüler yayaların geçiş hızını önemsemiyor ve hep hızlı kullanıyorlardı. Şehirde modern gökdelenlerin yanı sıra Fransız mimarisinin izleri görülebiliyordu. Fransız mimarisini yansıtan Notre Dome Katedrali ve
Opera Binası ile Uzakdoğu’nun mevcut en büyük postahanesi olan Posta Binası halen kullanılmakta. Postanenin duvarında asılı Ho Chi Minh portresi şehrin bugünkü yapısı ile tezat gibi görün se de sanki tarihin gizemli bakışıyla karşılaşmışsınız, gözleniyormuşsunuz izlenimini veriyordu. Şehrin yakınında yer alan Cu Chi Tünelleri toplamda 250 km uzunluğunda insan yapımı tüneller. Savaş sırasında Vietkonglar bir insanın ancak geçebildiği bu tünelleri kullanarak kuzeyden veya Kamboçya’dan gelerek ülkeye saldırıyormuş. Bir süre saldırganların yerleri anlaşılmadığından bu bölgedeki ormanlar uçaklarla acımasızca bombalanmış; bu yüzden Ho Chi Minh’de yeşil alanlar oldukça sınırlı. Savaşın gaddar yüzünü açıkça sergileyen Savaş Kalıntıları Müzesi’nde savaşta kullanılan çeşitli silahlar ve tankların yanı sıra hapis amaçlı kullanılan kafesler sergileniyor. Ayrıca, savaş sırasında işlenen suçları belgeleyen fotoğraflar geniş bir yer tutuyor. Savaş sırasında kimyasal
maddeler ve silahlarla yaralanan ve sakatlanan insan fotoğraflarında modern toplumların insanlığını sorguluyorsunuz. 1975’te Kuzey Vietnam ordusuna mensup bir tankın kapısını
yıkması ile ünlenen Birleşme Sarayı; geniş odaları, antik eşyaları ve bodrumdaki dar koridorları, gizli odaları ile zamanında Amerikan destekli Vietnamlı general Ngo Dinh Diem tarafından kullanılırmış. Takiben gittiğimiz Çin Mahallesi Cholon’da Çin ve Budist mimari
sanatını birleştiren tapınakları ziyaret ederken sergilenen porselen işçiliğine hayran kaldık. Bölgede lake üretimi de bir sanat haline getirilmiş ve birçok evin dekorasyonunda kullanılmış.

Şehrin yakınında yer alan Cao Dai Tapınağını da ziyaret ettik. Kaodaistler tüm din lerin aynı olduğuna inanıyor ve hoşgörünün dünyada yayılmasını amaçlıyor. Dinin işareti ise Tanrı’yı sembolize eden pupillasında ying ve yang ikonu yer alan ilahi göz.

HOİ AN
Hoi An’da yaşayanlar, savaş sırasında yakındaki liman kasabasına taşınmışlar ve boş kaldığı için Hoi An tüm şehirler yıkılırken yıkılmamayı başarabilen tek yerleşim yeri. Hasar görmeyen şehir UNESCO Kültür Listesi’nde yer alıyor. Şirin sahil kasabasında yüzyıllara dayanmış tarihi Çin ve Japon evleri trafiğe kapalı sokakları ile geçmişi günümüze taşıyor. Çin ve Japon mahallelerini birbirine bağlayan Japon köprüsünün her iki girişinde maymun ve köpek heykellerinin köprüyü koruduğuna inanılıyor. Evlerin altında yer alan minik dükkânlar tarihi modern sanatla birleştiriyor. Dükkânlarda tekstil ürünleri sergilenirken, nehir kenarındaki pazarda da farklı meyveleri bulmak mümkün oluyor.

HA LONG KÖRFEZİ
Kuzey Vietnam’da Çin sınırına yakın bölgede kireçtaşından 1500 kilometrekarelik alanda 1600 ada ve adacıktan oluşan Ha Long Körfezi de UNESCO Kültür Listesi’nde yer alıyor. Adacıkların dizilimi bir ejderhaya benzetiliyor. Bu körfezin farklı doğasın da tekne ile dolaşırken kendimizi bir film setinde dolaşıyor gibi hissettik. Vung Vieng yüzen şehrini bambu kayıklarla gezdik. Ertesi gün sabah erken saatlerde Sung Sot Damlataş Mağarasında dolaştık. Yüksek tavanlı uzun mağarada zaman içerisinde oluşan şekiller ilginçti.

HANOİ
Vietnam’ın başkenti Hanoi’ye geldiğimizde neden Uzakdoğu’nun en renkli şehirlerinden biri olarak kabul edildiğini anladık. Eski mahallesinde bisikletli “tuk tuk”larla gezerken ; koloni döneminin Fransızlardan etkilenen mimari örnekleri, Opera Binası, kentin kalbinde yer alan Hoan Kiem Gölü, çarşıları, özel tasarım ürünler satan butikleri, ipek üzerin e işleme ile Vietnam kültür örneklerinin sergilendiği sanat galerileri ile şık kafeleri dikkatimizi çekti.
Şehirdeki Thang Long İmparatorluk Kalesi yaklaşık 13 yüzyıl bölgenin politik merkezi olmuş. Yine bölgeye özel ünlü “Su Kukla Tiyatrosu” zamanında sular altında kalan pirinç tarlalarında eğlence amacıyla oluşturulmuş; canlı müzik eşliğinde Vietnam folkloruna ait hikayelerin anlatıldığı farklı bir tiyatro. Ülkenin kurucusu, efsane hükümdar Ly Thai To’n un kurduğu ve Konfüçyüs’e adanarak inşa edilen, ülkenin ilk üniversitesi Edebiyat Tapınağı Vietnam mimarisinin güzel bir örneği. Üniversitede törenlerin yapıldığı alanda Konfüçyüs’ün heykeli yer alıyor. Bu alanla birlikte üniversitenin beş avlusu var, ayrıca güzel bahçelerinde; kaplumbağa şeklindeki taş heykelleri, dupduru havuzu, çeşitli çeşit ağaçları ile huzuru ve dinginliği bulduğunuz mabette, zamanında bölgenin pek çok bilim adamı eğitim görmüş.
Ho Chi Minh’in Mozolesi, Rusya’da Lenin’in mozolesi örnek alınarak yapılmış. Granit yapıdaki “Ho Amca”nın etkileyici mumyası, her an yattığı yerden kalkacak gibi duruyor. Ziyaret için uygun şekilde giyinmek gerekli. Bir sıraya girip yavaşça ilerleyerek içeride fotoğraf çekmeden ve duraklama yapmadan mumyanın önünden geçip devam ediyorsunuz. Bence Hanoi de mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerden biri. Bir diğer ziyaret edilmesi gereken yer Maison Centrale diğer adı ile Hanoi Hilton, Vietnam savaşı sırasında Amerikalı askerlerin özellikle düşen uçak pilotlarının ve Vietnamlı ayaklanmacıların tutulduğu bir hapishane. Hapishanede dolaşırken zamanında yapılan işkence yöntemlerinin örnekleri hakkından da bilgi sahibi olunabiliyor.

Ophthalmology Life 2017 26. Sayı

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here