Opr. Dr. Vildan Toğrul’un resim serüveni

Çukurcuma Dining’deki resim sergisini gezerken, Opr. Dr. Vildan Toğrul’un serüvenine dâhil olduk.

Reçete kâğıtları, not defterleri O’nun tablolarıydı, bir gün oğlu Emir Toğrul; “Anneciğim, artık reçeteleri rahat bırak, sana bir sulu boya alalım da resim kâğıtlarına yap artık resimlerini” dedi. Opr. Dr. Vildan Toğrul önce karşı çıktı; “Benim zamanım yok” diyerek bahaneler buldu, fakat sonra anladı bu gizli sanat tutkusundan kaçamayacağını… Emir Toğrul’un da desteğiyle sulu boyalar, tablolar derken bir baktık ki Dr. Toğrul’un elinde birçok yeni resim… Ve 1 yıl içerisinde yapılan 300’e yakın resim ile oluşturulan yaratıcı bir sergi…

Dr. Vildan Toğrul’un resimleri doğa ve portre ağırlıklı. Kendisini etkileyen görüntüler, iç dünyasının yansımaları, sevdiği kedileri yaptığı resimlerde hayat buluyor. Dr. Toğrul, kendisini etkileyen resimleri de tablolarında yeniden yorumluyor.

BAŞLANGIÇ: UTANGAÇ DENEMELER

Dr. Toğrul geçmişten ailesinden süregelen resim sevdasını şöyle anlatıyor: “Bizim ailenin resim yapma konusunda en yeteneklisi ağabeyimdi. ODTÜ’de mühendislik bölümünden mezun olmasının ardından çok sevdiği Güzel Sanatlar Fakültesi’ne kaydını yaptırmıştı. Başarılı çizimlerine hayran olmamak mümkün değildi. Ben kendimde böyle bir yetenek görmüyordum. Sanata yönelik ilgimin olmadığını düşünüyordum, ama son dönemlerde anladım ki aslında mikro cerrahiyi de bir sanat olarak benimsemiştim. Aslında tıp da bir sanat…

Oğlumun da beni aşırı bir ilgi ile desteklemesi sayesinde Facebook’ta “Utangaç Denemeler” başlığı altında yaptığım resimleri paylaşmaya başladım. Bu mecrada da arkadaşlarımdan fazlasıyla destek gördüm. Sonrasında arkadaşlarım “sergi istiyoruz, sergi istiyoruz” diye çok baskı yaptı. Daha sonra da birdenbire bu sergi ortaya çıkıverdi.”

SULU BOYAYI KİŞİLİĞİNE UYGUN OLDUĞU İÇİN SEÇTİ

Dr. Toğrul, kendini resim alanında geliştirmek için farklı gölgeleme tekniklerini araştırmış, öğrenmiş, uygulamış, birçok ressamın yaptığı resimleri incelemiş.. Dr. Toğrul bu süreçle ilgili: “Tek kişiden eğitim alıp etkilenmek istemedim, yaratıcılığımın kaybolmasını, azalmasını ya da birileri tarafından yönlendirilmesini istemedim. Bir şey yapmaya, bir şey anlatmaya çalışmıyorum, sadece resim yapıyorum o kadar. O gün bana mutluluk veren şey, o akşam yapacağım resmi düşünmek oluyor” diyor. Sulu boyayı tercih etme nedenini ise şöyle açıklıyor: “Yağlıboya resimleri de çok beğeniyorum ve izliyorum, ama benim kişiliğime uygun olanı sulu boya. Sabırlı bir insan değilim, bir şeyi yarım bırakıp gidemem. Başladığım işi bitirmeliyim. Suluboya çok karakterime uygun, hızlı gelişiyor, hatayı affetmiyor.”

Ophtalmology Life 2016 24. Sayı

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here