Motosikletle özgür yaşam

Adı soyadı gibi özgür yaşamayı seven bir insan; Opr. Dr. Özgür Yaşar… kendi deyimiyle; motosikletine atladığı anda bir özgürlük hissi kaplıyor içini ve macera başlıyor…

Opr. Dr. Özgür Yaşar; 1700 cc Touring tipi bir motorsiklet olan Harley Davidson Road Glide
kullanıcısı, aynı zamanda Harley Davidson Kulübü Route 34 İstanbul’un da başkanı, kendisi genelde kulüp üyeleri ile motosikletine atlayıp yurtiçinde ya da yurtdışında uzun seyahatlere çıkıyor; ayrıca sosyal sorumluluk projelerine de destek veriyor. Dr. Yaşar ile motosiklet serüvenini konuştuk.

Sizce motosiklet otomobillere kıyasla daha tehlikeli bir araç değil mi? Siz neden motosiklet kullanmayı tercih ediyorsunuz?

Evet, motosiklet riskli bir araç, ama dikkatli kullandığınız takdirde çok da risk almıyorsunuz. Öncelikle şu bir gerçek ki özgürlük hissi veriyor. Bu bir tutku… Birkaç saat içerisinde bambaşka yerlerde olabiliyorsunuz. Trafiğe takılmıyorsunuz. Motosiklete bindiğiniz anda tatil
başlamış hissine kapılıyorsunuz. Sürüş sırasında bir yere varmaya çalışmıyorsunuz, o yolu yaşıyorsunuz, o yoldan zevk alıyorsunuz. Mümkünse virajlı, seyir zevki yüksek, asfaltı güzel bir yol olmalı… Araba ile giderken, köylerden geçerken o ormanın kokusunu alamazsınız, klimanızın filtresi dışardaki ortamın havasını içeriye filtreleyerek veriyor. Motosiklette ise etrafı koklayarak gidersiniz. Rüzgârı hissedersiniz. Güneşin sıcaklığını, yağmurun yağışını
üzerinizde hissederek gidersiniz, hayatı yaşadığınızı anlıyorsunuz motosiklet üzerinde…

Motosiklet tutkunuz nasıl başladı?

Her şey internette bir motosikleti beğenmemle başladı; bu bir kırmızı depolu “Harley Davidson Forty Eight ” idi. 1200 cc Cafe Racer tarzı deli dolu bir motosikletti. Bu arada motosiklet ehliyetim bile yoktu; hatta scooter bile kullanmamıştım. Arkadaşların yardımıyla motorsikleti garaja park ettim ve eğitim almaya başladım. Önce ehliyetimi aldım, daha sonra da ileri sürüş teknikleri gibi ek eğitimlere katıldım; trafik için hazır olduğumda tam donanımlı kıyafetlerimi giyinip trafiğe çıkmaya başladım. Kendimi hazır hissetmeden asla kullanmadım.

Tam donanımlı kıyafetle neleri kastediyorsunuz, bahseder misiniz?

Motosiklet için kılık kıyafet seçerken tasarrufa gidemezsiniz; çünkü bir kaza anında kılık kıyafet çok önem kazanıyor. “Motosikletin kaportası sürücüsüdür” diye bir deyim var. Asfalt
üzerine kaymaya başladığınızda sürtünme nedeniyle ısı 1000 dereceye çıkıyor. 1000 derece ısıda demir bile erir; dolayısıyla mutlaka tüm kıyafetlerin tam korumalı ve ısıya dirençli olması çok önemli. Yüksek koruma gücüne sahip kask, motosiklet montu, eldivenler, pantolonlar, düşmelerde omurganızı ve uzuvlarınızı koruyacak ek koruma giysileri gibi bir kaza anında emniyet sağlayan kıyafetlerin her biri çok önemli, hayati önem taşıyor. Bir
tanesi bile eksik olmamalıdır.

Motosiklet kullanırken başka hangi unsurlara dikkat etmek gerekiyor?

Öncelikle yorgun iken veya konsantrasyon güçlüğü çekiyorken motosiklet kullanmamalıyız. Eksik donanım ile sürüşe başlanılmaz. Alkollü iken asla ama asla kullanmamalıyız. Sürüşe başlamadan önce mutlaka; yakıt durumu, lastik basıncı, elektrik sistemi, motor düzeni, fren sistemi, lastiklerin dişleri gibi önemli aksamlar kontrol edilmeli. Her motosikletin kullanış stili,
dinamiği farklıdır; ama yolda hepsi aynı gider. Viraj yaklaşımları, viraj açıları, sürüş pozisyonları yaklaşık olarak hepsinde aynıdır. Sürüşün ilk 15 dk’sı çok önemlidir. Kazaların büyük bir kısmı bu zaman diliminde oluyor. Bu sürede azami dikkat göstermeliyiz.

Yolda karşılaştığınız ilginç bir anınızdan bahseder misiniz?

Bir gün motosikletli doktor arkadaşımla beraber 3 motorsikletli Bulgaristan’a gidiyoruz. Yol üzerinde bir kaza gördük ve hemen durup müdahale ettik, durumları iyiydi. Daha sonra
iki arkadaşım motosikletlerini çalıştırıp yola çıktılar. Ben de tam kaskımı giyecekken birisi geldi ve “abi nereye gidiyorsun be ya ?” diye sordu. Bulgaristan’a gittiğimi söyleyince “beni de Kırklareli’ye atıve be ya?” dedi. Daha önce motosiklete binip binmediğini sordum, bindiğini söyledi, ben de o zaman ‘’atla o zaman be ya’’ deyip motosiklete aldım. Yani kaza mahallinden birisini almış oldum. Enteresan bir şekilde kendisini Kırklareli’ye bıraktım. Bu sırada ilerideki arkadaşlarıma yetiştiğimde, arkadaşlar bir iken iki olmuş bana şaşkınlıkla bakakaldılar… Onların o şaşkınlıklarını hala unutamıyorum. Geçen sene Safranbolu sürüşünde Amasra yolunda o otobüslerin yolda kalıp afad ekiplerinin bile yardım götüremediği sele kapılmaktan dakikalarla kurtulduk. Bu ve bunun gibi çok farklı hikâyeler yaşıyoruz, sürekli bir macera içindeyiz.

Harley Davidson Kulubü Route 34’ün de başkanısınız, kulübünüzde yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Kulübümüz kapsamında etkinliklerimiz oluyor. Yurt içi ve Yurt dışına geziler düzenliyoruz. Bunların dışında 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’mızda, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mızda özel sürüşlerimiz oluyor. Örneğin 19 Mayıs’ta grup olarak Samsun’a sürdük motosikletlerimizi… Her sene de sürüyoruz. 23 Nisan’larda da mutlaka Çanakkale Şehitliği’ne gideriz. 19 Eylül Gaziler Günü’nde, Ankara’ya Gaziler Sürüşü yapıyoruz. Orada rehabilitasyon merkezlerinden gazilerimizi motosikletlerimize alıyoruz, Ankara sokaklarında yaklaşık 300 motosikletle birlikte kortej eşliğinde polis eskortluğunda geziyoruz. Sonra Anıtkabir’e gidiyoruz, orada da ufak bir seremoni yapıyoruz. Bununla birlikte Sosyal sorumluluk projelerine de destek veriyoruz. Örneğin TOFD Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği’nin çeşitli etkinliklerinde destek sürüşleri yapıyoruz. Meme kanseri haftasında meme kanserine dikkat çekmek için İstanbul Üsküdar ve Bursa Nilüfer Belediyeleri tarafından düzenlenen organizasyonlara destek verdik. Bu kapsamda motosikletlerimizi Üsküdar’dan Bursa’ya sürdük. Çok güzel anılar bunlar ve her sene bu ritüellerimiz devam ediyor.

Motosikletliler yurtdışında gezmek için daha çok nereleri seviyor?

Yunanistan’a çok sık gidiyoruz, Selanik, Alexandroupolis zaten yanı başımızda İstanbul’dan 300 km. Bir günlüğüne gidip yemek yiyip dönebiliyoruz. Bulgaristan’daki lokasyonlarımız ise Nesebar, Sunny Beach, Rodop Dağları, Filibe, Devin. Bir Grubumuz bu sene Romanya’da
Transfagaraşan’a gitti… Biz virajlı yolları seviyoruz ve virajlı yollar neredeyse oraya gidiyoruz.
Bu ülkelerin dışında Avusturya motorcular tarafından çok sevilir. Grubumuzdan bir arkadaşımız Amerika ve Güney Afrika Cumhuriyeti’nde motor kullandı. Orada Harley Davidson kiralayarak keyifli eziler yaptı…

Gümrükten geçişlerde sıkıntı yaşıyor musunuz?

Evet. Gümrük geçişlerinde motosikletlilere öncelik verilmesi gerekiyor. Çünkü motosiklet dış ortam şartlarına açık… Özellikle yazın korumalı kıyafetlerle güneşin altında beklemek bunaltıcı olabiliyor; çünkü eğer sürmüyorsanız rüzgâr ile soğuyamıyorsunuz; soğuyamadığınız için de terlemeye başlıyorsunuz. Gümrüklerde sıranın önüne geçen motorsikletlilere anlayış gösterilmesi gerekiyor. Avrupa’da bu bilinç mevcut fakat Türkiye’de henüz bu bilinç tam olarak oluşmadı.

Harley Davidson ile diğer motorlar arasında ne tür farklılıklar var?

Çok büyük farklar var. Harley Davidson ağır bir motosiklet. Motor hacmi olarak oldukça yüksek. Bir çok otomobilden daha hacimli motorları var. Harley Davidson’ın asfalt haricinde kullanılması çok önerilmez. Çok hız yapmaya müsait bir motor değildir, keyif motorudur. Biraz pahalı motorlardır. en ufak aksesuarı bile oldukça pahalıdır. Bu nedenle iyi bakım gerektirir. Bir Harley Davidson’unuz varsa otomatikman Türkiye’den ve tüm dünyadan dostlarınız oluyor. Yunanlı ve Bulgaristanlı dostlarımız ile çok birlikte çok sürmüşlüğümüz vardır. Harley Davidson kullanıcıları genellikle birbirlerine kenetleniyorlar, bu Türkiye’de de dünyada da
böyle. Teknik açıdan ve sürüş stili açısından da yine Harley Davidson’da farklılıklarvar. Harley Davidson’da araba kullanır gibi ayaklar öndedir, racing motosikletlerde ise ayaklıklar arkadadır. Enduro da ise altta…

Daha özele inersek Harley Davidson kullanmak ne hissettiriyor?

Harley Davidson kullanırken kendinizi bir film yıldızı gibi kendinizi hissedebilirsiniz. Yolda herkesin dikkatini çekersiniz, herkes size bakar. Yolda giderken fotoğraflarınız çekilir. Yanınıza yaklaşıp “ok işareti” yapanlar, “bravo” diyenler, alkışlayanlar…. Hele bir de gurup halinde isek… Gökgürültüsü şeklinde seyahat ediyoruz… Bu tarz ilginç yaklaşımlarla karşılaşıyoruz.
Hastanenin önüne parkettiğimde insanlar Yanında sıklıkla hatıra fotoğraf çektirirler… Yaşlısı genci herkesin ilgisini üzerindedir…

Motosiklet kullanmayı düşünenler için tavsiyeleriniz nelerdir?

Motosiklete merak duyan arkadaşlara,” Why We Ride?” belgeselini izlemelerini öneriyorum, youtube’dan izleyebilirler, etkileneceklerini düşünüyorum. Kesinlikle önce eğitim almalılar. Daha sonra stillerine uygun bir motorsiklet seçmeliler… Otomobilde eğitim ehliyeti alıp biraz trafikte sürünce biter, motorsiklette ise her sene bir eğitimden geçmek lazım… Eğer siz de bir tane almayı düşünüyorsanız benim gibi yapın düşünmeyin alın… gerisi gelir… Live to ride, Ride to live…

Ophthalmology Life 2017 25. Sayı

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here