Hekimlerin Bilirkişiliği

    Türk hukuk sisteminde yeterince ihtisas mahkemelerinin olmaması önemli bir sorundur. Vergi mahkemeleri, aile mahkemeleri, iş mahkemeleri, çocuk mahkemeleri gibi bazı ihtisas mahkemeleri olmakla birlikte, bilim ve teknoloji, iletişim, tıp uygulamaları gibi son derece özel ve teknik bilgi gerektiren uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin ihtisas mahkemeleri maalesef yoktur. Bu ve benzeri uyuşmazlıkların çözümünde olduğu gibi tıbbi uygulamalardan kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde bilirkişilik kurumu son derece önemli bir aktördür. Ancak yeterli sayıda ve donanımda bilirkişiye ulaşmak da ayrı bir sorundur. 2016 tarih ve 6754 sayılı son bilirkişilik yasası ile bu önemli soruna çözüm getirilmeye çalışılmış ve uzman bilirkişi listeleri hazırlamak ve bilirkişi yetiştirmek için
    Bilirkişilik Danışma Kurulu, Bilirkişilik Daire Başkanlığı ve Bilirkişilik Bölge Kurulları oluşturarak bir takım yasal düzenlemeler getirilmiştir.
    Tıbbi uyuşmazlıkların çözümü için mahkemeler bilirkişi ya da bilirkişi heyeti atayarak çözüme ulaşması istenen konu hakkında bilirkişi görüşü istemektedirler. Her ne kadar mahkemelerin bilirkişi görüşüne uyma zorunluluğu olmasa da uygulamada bilirkişi görüşü oldukça önemli bir rol oynamaktadır. Adli tıp kurumu ve Adalet Bakanlığı Bilirkişilik Bölge Kurulları tarafından oluşturulan bilirkişi listelerinde adı olan gerçek ve tüzel kişiler resmi bilirkişiler olup tarafların isteği ya da yetkili merciin gerek görmesi üzerine merci tarafından resen atanırlar. Davanın görüldüğü mahkeme gerekçe göstererek liste dışından da bilirkişi ataması yapabilir. Kanunla kendilerine bilirkişilik görevi verilen gerçek ve tüzel kişiler (resmi bilirkişiler) kendilerine verilen bilirkişilik görevini reddedemezler. Ayrıca doktorlar, mühendisler ve mimarlar gibi bilgisine başvurulan konuyu bilmeden meslek veya zanaatını icra etmesi mümkün olmayan kişiler de bilirkişilik görevini kabulle yükümlü tutulmuşlardır
    (HMK 270/1). Bu kişiler, ancak tanıklıktan çekinme sebeplerine veya mahkemece kabul edilebilir diğer bir sebebe dayanarak, bilirkişilikten çekinebilirler (HMK 270/2). Anlaşıldığı üzere iş yoğunluğu, zaman yokluğu gibi bahaneler ile bir hekimin bilirkişilik görevini geri çevirmesi mümkün değildir. Ancak bilirkişilikten kaçınamayacak bu kişilere yapılan görevlendirmelerde, uzmanlık alanı dışında kalmış bir hususun kendilerine sorulması halinde görevlendirildiği konuda teknik ve özel bilgiye sahip olmadığını gerekçe göstererek bilirkişilik görevinden kaçınabilirler. Bilirkişi, kendisine tevdi olunan görevin, uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektirmediğini, temel ve alt uzmanlık alanına girmediğini, inceleme konusu iş ve işlemlerin açıklığa kavuşturulması için alanında uzman başka bir bilirkişi ile işbirliğine ihtiyaç duyduğunu veya varsa görevden çekinmeyi haklı kılacak bir mazeretinin bulunduğunu, görevin kendisine verilme tarihinden veya çekinmeyi gerektirecek durumun sonradan öğrenilmesi halinde bu tarihten itibaren en geç bir hafta içinde görevlendirmeyi yapan merciye bildirmekle yükümlüdür.

    BİLİRKİŞİNİN GÖREV VE DAVRANIŞLARI
    – Bilirkişi, görevini dürüstlük kuralları çerçevesinde bağımsız, tarafsız ve objektif olarak yerine getirir.
    – Bilirkişi, raporunda çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz.
    – Genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.
    – Bilirkişi, kendisine tevdi olunan görevi bizzat yerine getirmekle yükümlü olup, görevinin icrasını kısmen yahut tamamen başka bir kimseye devredemez.
    – Bilirkişi, görevi sebebiyle kendisine tevdi edilen bilgi ve belgelerin veya öğrendiği sırların gizliliğini sağlamakla ve korumakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, bilirkişilik görevi sona erdikten sonra da devam eder.
    – Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte düzenlenen etik ilkelere uymakla yükümlüdürler.
    – Bilirkişi, oy ve görüşünü oluştururken uzmanlık alanına ait teknik terim ve ifadeleri, mümkün olduğu ölçüde, görevlendirmeyi yapan merci ve tarafların anlayabileceği bir dil ile açıklar.
    – Bilirkişi, görevlendirmeyi yapan mercie, davanın taraflarına ve kendi işverenine karşı bağımsız olup, görevini yalnızca uzmanlık alanındaki bilimsel verilere göre yerine getirir.
    – Bilirkişi, bağımsızlığına zarar verebilecek veya böyle bir izlenim uyandırabilecek
    her türlü davranış ve ilişkiden uzak durur.
    – Bilirkişi, görevini dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve
    benzeri sebeplerle ayrım yapmaksızın dürüstlük ve tarafsızlık ilkeleri doğrultusunda
    yerine getirir.
    – Bilirkişi, görev süresince doğrudan veya dolaylı olarak uyuşmazlığın taraflarından gelen uzman görüşü, danışmanlık, hakemlik ya da buna benzer bir görevi kabul edemez.
    – Bilirkişi, yakınlarının veya iş ilişkisinin bulunduğu kişi, kurum veya kuruluşların, tarafı
    olduğu ya da ilgili bulunduğu davalarda görevlendirmeyi kabul edemez.
    – Bilirkişi, etik ilkelerle bağdaşmayan veya hukuka aykırı iş ve eylemlerde bulunmasının kendisinden talep edilmesi halinde ya da görevini yerine getirirken bu tür bir eylem veya işlemden haberdar olduğunda durumu gecikmeksizin görevlendirmeyi yapan merciye bildirir.
    – Bilirkişi gerek duyması halında mahkemenin de uygun bulması durumunda taraflarla birlikte olmak koşulu ile görüşüp onları dinleyebilir.
    – Bilirkişi, görevini yerine getirmek amacıyla bilgi edinmek için şüpheli veya sanık dışındaki kimselerin de bilgilerine başvurabilir. Bilirkişi, uzmanlık alanına girmeyen bir sorun bakımından aydınlatılmasını isteyecek olursa; hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı, nitelikli ve konusunda bilgisiyle tanınmış kişilerle bir araya gelmesine izin verebilir. Bu şekilde çağrılan kişiler yemin eder ve verecekleri raporlar, bilirkişi raporunun tamamlayıcı bir bölümü olarak dosyaya konulur.

    BİLİRKİŞİ RAPORUNDA OLMASI GEREKEN UNSURLAR:
    a) Görevlendirmeyi yapan merci,
    b) Dosya numarası,
    c) Yargılamanın taraflarına ait bilgiler,
    ç) Görevlendirme tarihi ve süresi,
    d) İncelemenin konusu,
    e) Kendisinden gözlemlenmesi ve incelenmesi istenen maddi unsurlar,
    f) İnceleme yöntemi,
    g) Bilimsel ve teknik dayanaklar,
    ğ) Gerekçeli sonuç,
    h) Raporun düzenlenme tarihi,
    ı) Bilirkişi gerçek kişi ise adı ve soyadı, unvanı, sicil numarası ve imzası.
    Bilirkişi, raporunda ve sözlü açıklamaları sırasında hukuki nitelendirme ve
    değerlendirmelerde bulunamaz.

    BİLİRKİŞİNİN SORUMLULUĞU
    Bilirkişi, Türk Ceza Kanunu anlamında kamu görevlisidir. Bilirkişi, kasten gerçeğe
    aykırı mütalaada bulunması halinde, Türk Ceza Kanunu’nun 276’ncı maddesi
    uyarınca sorumlu tutulur. TCK Madde 276- (1) Yargı mercileri veya suçtan
    dolayı kanunen soruşturma yapmak veya yemin altında tanık dinlemek yetkisine
    sahip bulunan kişi veya kurul tarafından görevlendirilen bilirkişinin gerçeğe
    aykırı mütalaada bulunması halinde, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına
    hükmolunur. Hukuki sorumluluk bakımından HMK 285 kapsamında sorumlu
    tutulmuştur. Buna göre; HMK Madde 285‘’(1) Bilirkişinin kasten veya ağır ihmal
    suretiyle düzenlemiş olduğu gerçeğe aykırı raporun, mahkemece hükme esas
    alınması sebebiyle zarar görmüş olanlar, bu zararın tazmini için Devlete karşı
    tazminat davası açabilirler. (2) Devlet, ödediği tazminat için sorumlu bilirkişiye rücu
    eder.’’ demektedir.

    Doç. Dr. Erdal Yüzbaşıoğlu

    YORUM YAP

    Please enter your comment!
    Please enter your name here