Dr. Neslihan Özgen

Bazı dostlar vardır, Dostun olduğunu bilirsin ama hiç evine gitmezsin O da sana gelmez. İşyeri dışında belki bir konserde, belki bir kutlama da beraber olursun; o kadar. Ama bilirsin ki senin dostundur, bilirsin ki ‘O’ hep oradadır, uzak bir yakınlıkta olsan da orada, tam yanında bir dostun vardır.İşte Neslihan Özgen benim için böyle bir dosttu. Biz tüm doktorlar her sabah doktor odasında sabah 08.00’da kahvaltı ederiz. Neslihan her zaman benden önce gelir, Adnan abi ile ekmeği kızartır, gözlüklerinin üzerinden bakan Serdar’ın yanına oturur ve kahvaltıda sohbete dalardı. Ben de her zamanki gibi hızlı bir şekilde gelir ‘günaydın’ ile söze başlar 20 tane zeytini yedikten sonra Neslihan’ın yüzüne bakmayı aklıma getirir ve
sohbete başlardım. Sabah yaptığımız kahvaltı sohbetleri dışında kimi zaman kongrede, kimi zaman hastanenin yemeğinde bir araya gelir, gündemden konuşurduk.Bir sabah rejim yapmaya karar vermiş ve marketten light krakerler almıştım.

Kahvaltıda şöyle bir baktı ve dedi ki “Levent bunları yeme, bunlar kanserojen”. Bir torbadan küçük yuvarlak minyatür domatesleri çıkardı ve önüme koydu, “bunları ye”. Kim derdi ki cana yakın dostum, hanımefendi doktor Neslihan Özgen safra kesesi kanserine yakalanacak ve kısa bir süre içinde aramızdan ayrılacak. Ameliyathanede ameliyat yaptığı ggün, sağ tarafında eline gelen bir yumruyu sormasıyla öğrendi kanser olduğunu. Hem akciğer hem karaciğer metastazı olduğunu biz başkalarından öğrendik. Söylemedi bize. Kemoterapi için doktoruna gitti. Çok istedik evinde ziyaret etmeyi ama enfeksiyon riski nedeniyle doktorları ziyareti önermedi. Biz bir daha kendisini hiç göremedik. Ta ki İlahiyat Fakültesi camisinden merhumeyi sandığıyla sırtlayıp belediyenin cenaze arabasına bindirinceye kadar, göremedik. İstemedi o halini bizim görmemizi. Hep son gördüğümüz haliyle hatırlanmak istedi. Ben de seni öyle hatırlıyorum Neslihan. O nedenle senin son halinin fotoğrafını koyuyorum sayfama. Yıllar boyunca bu dergide bu sayfada iyi bir dost, fedakar bir anne, empati yapan bir hekim ve önünde eğildiğim iyi bir karakter olarak kalacaksın. Giderken tüm hastaneye yine bir şey öğrettin biliyor musun? Hayat çok kısa, göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor hakikaten. Bize ihtiyacı olan hastalar var. Hiçbirini boş bırakmayıp onların tedavilerini yaparken bu kısa hayatta değmez konular ve biz değil yakınlarımızca harcanacak paralar ve mallar için bu kadar çok çalışmaya ve üzülmeye değmez. Yaşamak ve mutlu olmak insan için en önemli değer. Yüreğimizdesin Neslihan, çaban, emeğin, hastalarına katkın, güzel ve samimi dünyan için teşekkürler. Allah bunu mutlaka görecektir.

L.A

Ophthalmology Life 2016 23. Sayı

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here