Deniz, kum, para

Klasiktir bilirsiniz; “Türkiye çok pahalı yurtdışında tatil yapmak çok daha ucuz” diye bir sohbet konusu vardır. Şimdi bunu biraz açalım…

Türkiye’de gerçekten çok çok güzel tatil yerlerimiz var. Öncelikle belirtmek isterim ki ödemeleri Türk Lirası üzerinden yapıyorsunuz. Yurt dışında ise gittiğiniz yerleri ancak daha önce gidenlerden, internet araştırmanızdan yâda tur rehberinizden öğrenebilirsiniz. Genellikle de internet bilgilerinin eski tarihli olanları çok tıklandığından oraya gittiğinizde başka bir tesis yada plajla karşılaşabilirsiniz. Ama sık sık o tatil yerine gidiyorsanız o başka tabi. “Kardeşim Yunan adalarına gittim; harika kalamarlar var. Oraya gideceksin tatilini
yapacaksın” cümlesine gelelim şimdi…

Evet bugüne kadar Yunan adalarına çokça gittik. Ama artık ülkemizin durumu ve döviz kur artışı malum. Harika kalamarlar harika karidesler yiyorsunuz; ama fiyatı da yiyorsunuz. Neden? Çünkü bir Euro’yu günün kuruna göre 4.3, 4,4 hatta 4.5 katsayısı ile çarptığınız zaman buradaki yediğiniz tabak fiyatının en az iki katını ödemiş oluyorsunuz. Euro arttığın dan beri özellikle Avrupa tatilleri orta direk için bir çözüm değil. Ama özel uçağı, özel teknesi o lan, çok kazanan vatandaş için tabii ki sorun da değil. Ayrıca normal vatandaşın oraya transferi de çok ucuz değil. Transfer, yemek, otel derken bir bakmışsınız Türkiye’den çok daha pahalı bir tatil yapmışsınız. Yine de tüm bunlara karşı önemli bir farka şahit oluyorsunuz. Yurtdışı ile yurtiçi tatili arasında çok önemli farkların birincisi yurtdışında nereye giderseniz gidin size kimse bakmıyor; kimse sizi rahatsız etmiyor. Biz ülkemizde Türk erkeği olarak bize bakılmasından süzülmemizden çok rahatsızız; bunu belirtmek isterim (Yalan). İkincisi yurtdışında bir soda bile içerek istediğiniz en büyük kulübe girebilirsiniz ama ülkemizde önceden rezervasyon yaptırmak zorun dasınız ya da kapı girişi yapacaksınız ki işte o zaman yandınız. Şişe açtırmak zorundasınız. Bir şişe de 550 liradan başlar ve fiyatı 2500 liraya kadar gider. “Kardeşim ben gece eğlencesi istemiyorum; gündüz denizime girerim; akşamüstü yemeğimi yerim yeter” diye düşünüyorsanız o zaman zaten sorun yok.

Ama ben yine de bu şişe açtırma meselesine fena halde takığım. Ben alkol almayacağım mesela. Milli içkimiz olan ayranı içeceğim. 1 şişe viskiye denk gelen paraya kaç şişe ayran açtıracağımı hesaplayamıyorum. Sadece bize has olan şişe açtırma vazifesi, fırsattan istifade de nasıl bir köşe dönücü olduğumuzun açık bir belirteci. İbiza, Santorini, Rodos ve Mikanos’da bol bol denize girmiş olan biz Türkler plajların halka açık olduğunu, istediğiniz yerde kuma yatabileceğinizi, hiçbir plajda giriş parası ödemeyeceğinizi de belirtmek zorun dayız. Kısacası mesele kalamar ve karides değil. Özgürlük sorunu.

L.A.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here