Cihan Ünal ile Göz’den Sanata Yolculuk

Ortaokul dönemlerinden bu yana düzenli göz muayenesi olduğunu belirten ve göz hekimlerine sempati, minnet duyduğunu ifade eden sanatçı Cihan Ünal; gözündeki miyop kusurunun düzelmesinden dolayı duyduğu memnuniyeti de ifade ediyor. Teknolojinin gelişimi ile birlikte göz kusurlarını düzeltmede oluşan yöntemleri yakından takip ettiğini aktaran Cihan Ünal’dan ayrıca yeni oyunu “sanat” hakkında da bilgi alıyoruz.

SAHNEDE “GÖZ GÖZE OYNAMAK” İÇİN UYGULADIĞI YÖNTEMLER

Bir sanatçı bakış açısıyla göz hekimliği mesleğini değerlendirir
misiniz?

Bu bana yöneltilmiş doğru bir soru, çünkü daha ortaokul dönemlerinde
gözümde miyop teşhisi konulmuştu. Benim çocukluk ve gençlik
yıllarımda sadece gözlük vardı; ben de gözlük kullanıyordum. Soğuktansıcağa
girdiğimizde vs. buğulanıyordu, rahatsız ediyordu. Gözlüğüm
olmadan uzağı göremiyordum. “Göz göze oynamak” diye bir kavram
vardır. Sahnedeyken gözlüğü çıkarmak gerekiyordu ve karşındaki
aktörün gözünü göremiyordum ya da seyirciye hitap ediyorsam onların
gözünü tam olarak görmekten mahrum kalıyordum.
Ve ilk olarak bıçakla göz çizdirme tedavisi çıktığında, Rusya’da
yapılabiliyordu; O zamanlardan araştırmaya başlamıştım. Sonra sert lens
çıktı ve çok zordu, bu lense her göz alışmıyordu. Arkasından yumuşak
lens çıkınca şükrettim. Yumuşak lensle sahnede oynamaya başladım,
spotlardan dolayı göz kuruluğu oluşuyordu. Gözyaşı damlası damlatarak
gideriyordum. Lazer çıkınca çok mutlu oldum. Yıllardır da bu aal ndaki
gelişmeleri takip ediyorum ve yenilikleri gerektiğinde uyguluyorum.

TÜRKİYE’DE GÜVENİLİR GÖZ HEKİMLERİ VAR

Bir sanatçı olarak göz hekimlerinin Türkiye’de bu kadar gelişmiş olmasından
dolayı şükran duyuyorum, çok mutlu oluyorum. Çünkü Almanya’dan,
Hollanda’dan vs. yabancılar bile muayene için Türkiye’ye geliyorlar. Güvenilir
doktorlar var burada. Tüm göz kusurları çok rahatlıkla çözülebliyor. Mesela
ben rahat araba kullanabiliyorum. İleriyi 10’da 10 görüyorum. Yakını da
görebiliyorum, gazete okuyabiliyorum, çok hoş bir şey…

YENİ OYUNU “SANAT” İLE YENİDEN İZLEYİCİYLE BULUŞUYOR

20 yıl sonra yeniden “Sanat” oyununa başladınız, oyundan biraz bahseder
misiniz?

Sanat’ı ilk sahnelediğimizde, 20 yıl önce, birlikte oynadığımız yakın dostumuz
Cüneyt Türel’i çok erken kaybettik ve bu oyun ile onun anısını canlandırıyoruz.
Sanatçı Can Gürzap ve Mutlu Güney ile sahne aldığımız “Sanat” beyaz bir
tablo ve 3 dost arasında geçiyor. 25 yılık bir dostluğun bir beyaz tablo ile neye
dönüştüğünü görüyorsunuz. Oyunda çağdaş sanatla ilgili eleştiriler var, hem de
dostlukların bir tahlili gibi oyun. Bu sanatı tartışırken onlar kendi özel yaşamlarını,
dostluklarını, dünyaya bakışlarını da tartışıyorlar ve sanki o beyaz tabloda biz
onların röntgenlerini çekiyoruz. Oyun, çok yönlü değerlendirmeler sunuyor.
Oyun yazarı Yasmina Reza; “Herkesin bana modern ve çağdaş sanatı
sanki başka bir sanat yokmuş gibi empoze etmesinden, sanat tüccarlarının
eleştirmenlerin mutlaka bunu beğeneceksin demelerinden usandım” diyor ve
aslında oyunun çıkış noktasını da bu değerlendirmesi oluşturuyor.
Yazar Reza önce Fransa’da oyuncu olarak başlıyor kariyerine, fakat oyunculukla
tatmin olmuyor, yazarlık tarafı ağır basıyor, oyunculuktan edindiği deneyimleri de
kullanarak yazarlık denemesine başlıyor ve çok başarılı oluyor. O kadar başarıl ı
oluyor ki bütün oyunları şimdiye kadar Moliere ödülü aldı. Sanat da Fransa ve
Londra’da birçok ödüle sahip…

Sanata bakış açımız nasıl olmalı peki? Kendimize bir özeleştiri yapabilir
miyiz?

Sanatları özgür bırakmak lazım… Sanatı değerlendiren insanları da özgür
bırakmak lazım…

TOPLUM EĞLENCEYE DÖNÜK PROGRAMLARLA ÇOK KOLAY
“GÜLMEYE” BAŞLADI

20 yıl önce ve 20 yıl sonra bir izleyici kitlesi var, o zamanki izleyici kitlesiyle
şimdisi arasında fark var mı?

“Bugün daha çok tiyatroya, sanata ilgi alaka var” söylemi bence doğru değil.
Her konuda olduğu gibi sanat konusunda da bir yozlaşma içindeyiz. Sanat
ince bir iştir, estetiktir. Tüm bunlardan ödün verilerek herkes eğlenmeye yönelik
programlar izlemeye başladı ve çok kolay gülmeye başladılar. Tabii ki komedi
olmalı ama komedinin incelikleri vardır. Yani kalın çizgilerle yapılmış sanat, sanat
değildir bence. Sanatçının daha kaliteli, daha ince, daha zarif ve de maharetli
olması lazım. Keman çalan birisi yanlış bir notaya bastığında duyulur; ya da
akortsuz bir enstrüman rahatsız eder, işte bu noktada bu yanlış notayı, akortsuz
aletleri anlayacak, farkındalığı yüksek bir toplum oluşması temennimiz.

Ophthalmology Life 2018 27. Sayı

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here