Birbirlerinin hayat arkadaşı göz doktorları

Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi göz hastalıkları anabilim dalı öğretim üyeleri olan ve aynı zamanda üniversitenin hastanesi’nde görev yapan Prof. Dr. Kemal Örnek ve Doç. Dr. Nurgül Örnek çifti, birbirleriyle ilgili olarak; “bizim 24 saatimiz beraber geçiyor. Tam bir hayat arkadaşıyız” diyorlar.

Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı’nda görev yapan iki göz doktoru olan Prof. Dr. Kemal Örnek ve Doç. Dr. Nurgül Örnek çiftiyle görüştük. Kırıkkale’ye yaptığımız yolculuk sonrasında, bizi son derece sıcak karşılayan çiftle tıp alanına başlama serüvenleri, özel ve mesleki yaşantıları, gündelik yaşam temposu ve akademik çalışmalarıyla ilgili sohbet ettik.

Prof. Dr. Kemal Örnek, küçük yaştan itibaren tıp alanına yönelik ilgi duyduğunu belirtiyor. Ailesinin de yükseköğretim için tıp bölümünü seçmesinde kendisini yönlendirdiğini vurguluyor. Ankara’da yatılı olarak öğrenim gördüğü Ankara Atatürk Anadolu Lisesi’nden sonra, üç tercihini de bu kentteki üniversitelere yönelik kullanan Prof. Dr. Kemal Örnek, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazandıktan sonra, öğrencilik dönemini, “ Lisans eğitimimi tamamladıktan sonra, ihtisasımı da aynı fakültenin göz ana bilim dalında yaptım. Göz branşı tıp öğrencileri arasında bugün de olduğu gibi popülerdi. Ben cerrahi bir branş istediğim için, birinci tercihim göz hastalıkları oldu. Benim için çok verimli ve yararlı geçen ihtisas dönemimden sonra, üniversitede akademik kariyerimi sürdürmeyi planladım, ama kendim için uygun bulduğum yerler olmayınca, bir süre Ankara’da özel sektörde çalıştım” şeklinde anlatıyor.

MESLEKİ YAŞANTIYLA BAŞLAYAN EVLİLİK

İhtisas döneminde tanıştığı ve birlikte asistan olarak görev yaptığı Doç. Dr. Nurgül Örnek ile ihtisasını tamamlandıktan sonra evleniyorlar. Prof. Dr. Kemal Örnek bu süreci, “Asistanlığımı
sürdürürken, 6 ay sonra Nurgül Hanım da ihtisasına başladı. Asistanlığım döneminde bu doğrultuda planlarım olmadığı için evliliği çok düşünmedim. İhtisası bitirdikten sonra ise insan tam anlamıyla hayata başlıyor ve bir hayat arkadaşı ve bir ailesi olmasını istiyor. Düşünceler olgunlaşmış oluyor. Biz de ihtisasımız bittikten sonra Nurgül Hanım ile konuştuk, anlaştık ve evlenmeye karar verdik” diyerek aktarıyor. Doç. Dr. Nurgül Örnek ise, “Kemal Bey benden 6 ay kıdemliydi. Asistanlığıma başladığım ilk gün tanıştık, ama o dönemde aramızda bir şey yoktu. Ben ihtisasımı bitirdikten sonra, ondan gelen bir teklifle evlenme fikri kendiliğinden gelişti” şeklinde özetliyor evlilik kararlarını.

Doç. Dr. Nurgül Örnek de göz doktorluğunu çocukluğundan beri istediğini vurguluyor. Mesleğini isteyerek, çok severek yaptığını belirtiyor. Doç. Dr. Nurgül Hanım, “Şu anda bir şansım olsa yine doktor olurdum. Yani mesleğim benim için bir karar aşaması olmadı; çocukluğumdan beri istediğim bir şeydi” diyor. Doç. Dr. Nurgül Örnek ilk TUS sınavında Pediatri bölümünü kazansa da Pediatride çalışmaya hiç başlamamış. İkinci sınavında ise babasının yönlendirdiği göz hastalıkları branşını kazanmış.

22 SAATE SIĞDIRILAN YOĞUN TEMPO

Prof. Dr. Kemal Örnek Kırşehirli. Dolayısıyla, memleketine yakın bir yer olan ve birçok akrabasının yaşadığı Kırıkkale’de çalışmayı uygun bulmuş. Bu konuda eşinden ve hocalarından da destek alınca, Kırıkkale’de aynı hastanede 2007 yılında göreve başlamış. Nurgül Hanım da 2012 yılında bölüme dahil olmuş. TED Ankara Koleji’nde, biri 2. Sınıfta diğeri 4. Sınıfta okuyan Arda ve Mert isimli iki oğlu olan ve Ankara’da yaşayan çift hafta içi her gün Kırıkkale’ye gidip geliyor. Çift her sabah çocukları kaldırmak, hazırlamak, okula göndermek ve Kırıkkale’ye gitmek zorunda olduğu için yoğun bir tempoya sahip. Prof. Dr. Kemal Örnek, bu temponun zorluğundan şöyle söz ediyor: “Neyse ki uykuyla aram pek iyi değildir. Sabah çocuklar okula gideceği için erkenden 05:00, 05:30 civarında kalkıyorum. O saatlerde benim için en verimli saatler olduğu için okuyorum, yazıyorum ve mesleki çalışmalarımı da yapıyorum. Daha sonra, Nurgül Hanım bir taraftan çocukların kahvaltısını hazırlarken, ben de onları kaldırıyorum ve okul hazırlıklarına yardım ediyorum. Çocuklarımız artık erken kalkmaya alıştı ve ikisi de kendiliğinden erken kalkıyor. Akşamları ise, çocukların derslerine yardımcı oluyorum. Ödevlerini kontrol ediyorum. Eşim de çocukların diğer işleriyle ilgileniyor. Veli toplantıları olduğu zaman da genellikle eşim daha müsait olduğu için o gidiyor, böylelikle bir iş bölümü gerçekleştirmiş oluyoruz.”

Dr. Nilgün Örnek de yaşantısında “boş zaman” diye bir olgu olmadığını belirterek, bir günlük hayat temposundan şöyle söz ediyor: “Bizim günde 2 saatimiz yolda geçiyor. Dolayısıyla, 22 saatlik bir gün var gibi düşünmemiz gerekiyor. 2 çocuk olunca, onların programları da oluyor hafta sonları. Kendi işlerimize pek vakit kalmıyor diyebilirim. Her şeye koşarak yetişen bir insanım.” Çift hafta sonları çocuklarıyla birlikte dışarı çıkıyor, çocukları yüzmeye gidiyor. Ara sıra da birlikte futbol oynuyorlar.

BİRBİRLERİNE DESTEK VERİYORLAR

Prof. Dr. Kemal Örnek, “Bizim 24 saatimiz beraber geçiyor. Tam bir hayat arkadaşıyız” diyerek tarif ettiği eşiyle aynı ortamda çalışmanın avantajları ve dezavantajları bulunduğunu belirterek, “Aynı ortamda bulunduğumuz için birbirimize her zaman destek olabiliyoruz. Buna karşılık, aynı zorlukta aynı işleri yapmamız, yaşantımıza olumsuz yansıyor. Ama ikimiz de severek çalıştığımız için bu güçlüğü aşabiliyoruz” diyor.

Doç. Dr. Nurgül Örnek de “Aslında, ben eşimi hocam gibi de görüyorum. Bir konuyla ilgili merak ettiğim ve anlamaya çalıştığım bir konuyu ilk önce kendisine soruyorum. Yazdığım yazıları da ilk eşim okur. O eleştirir, son düzeltmelerini yapıp göndeririz genellikle. O anlamda şanslıyım, ama şanssız olduğumuz taraflar da oluyor tabi. Çocuklar da olduğu için çok fazla beraber toplantılara gidemiyoruz. Hep işleri paylaştırmak, organize etmek durumunda kalıyoruz” şeklinde konuşuyor.

YENİ BİRÇOK PROJEYE İMZA ATIYORLAR

Sohbetimizde konuyu akademik çalışmalara getiriyoruz. Oldukça üretken olan çift, çeşitli akademik çalışmaları da yürütüyor. Her ikisinin de üniversitede yayın konusunda aldıkları ödülleri var. Prof. Dr. Kemal Örnek, üniversite genelinde yer alan Bilimsel Araştırma Projeleri birimince her yıl destekleme programına projeler sunduklarını ve bunların da kabul edildiğini ifade ediyor, projeleriyle ilgili ise şu bilgileri veriyor: “Henüz devam eden projelerimiz de var. Öğretim üyelerimizden Yard. Doç. Dr. Nesrin Büyüktortop’la beraber yaptığımız bir projemiz var: Körler derneği üyelerinin yaşantıları, karşılaştıkları zorluk ve sıkıntıyla ilgili. Bir taraftan da hem bölge halkına hem de uluslararası evrensel bilime, klinik ortamda araştırmalarımızla katkı vermeyi sürdürüyoruz. Yard. Doç. Dr. Reyhan Oğurel ile tüm Kırıkkale de okul öncesi ve ilkokul öğrencilerini kapsayan tarama programımız devam ediyor. Üniversite bünyesinde de Teknokent oluşturma son aşamasına geldi. Avrupa Birliği ve TÜBİTAK gibi kurumların burslarıyla projeler yapılıyor.” Prof. Dr. Kemal Örnek Göz hastalıkları Anabilim Dalı’nda, 7 öğretim üyesiyle çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, “Tıp fakültesi için oldukça yeterli bir sayı. Branşlaşma da bizim için önemli olduğundan, bu konuda yıllardır çalışıyoruz. Branşlaşmayla daha iyi asistan eğitimi ve hasta bakımı olacağı düşüncesiyle, hem de kişisel gelişim açısından çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İyi ve yeterli bir kadromuz var. Oftalmolojinin tüm alt birimlerinde hizmet veren, kendini geliştiren, bu konuda yurt içi ve yurt dışına giderek eğitim alan öğretim üyelerimiz bulunuyor” şeklinde açıklama yapıyor.

KİTAPLARLA GEÇEN YILLAR

Prof. Dr. Kemal Örnek, küçüklüğünden itibaren kitap okumayı çok sevdiğini ve evde büyük bir kütüphanelerinin bulunduğunu söylüyor. Prof. Dr. Kemal Örnek, müzikle de ilgilendiğini vurguluyor. Lise yıllarında bağlama çalan Prof. Dr. Kemal Örnek, Neşet Ertaş’ın eserleri başta olmak üzere türküleri dinlemeyi tercih ediyor. Prof. Dr. Kemal Örnek, büyük oğlu Mert’in de kendisi gibi kitap okumayı ve belgesel izlemeyi çok sevdiğini belirtiyor. Daha çok evde belgesel izleyerek, kitap okuyarak vakit geçirmeyi, internette oyun oynamaya tercih ettiğini ifade ediyor. Küçük oğlu Arda’nın ise aksine, başta yüzme olmak üzere spor branşlarıyla ilgilendiğini dile getiriyor. Çift, çocuklarının doktor olmasını istediklerini, ama bu konuda görüş bildirmek için henüz çok erken olduğunu ifade ediyorlar.

Ophthalmology Life 2015 22. Sayı

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here