Ben bir uçup geleyim

Ülkemiz zor günlerden geçiyor. Sınırlarımızın içi ve dışı düşman kaynıyor. Can sıkıcı günler yaşanırken insanlarda haklı olarak gelecek korkusu başlıyor. Uzak da olsa gerçekleşme şansı olmakla birlikte belki de bu yazıyı okuduğunuz tarihte her şey normale dönmüş olur, diye ümit ediyorum. İşte bunlardan da biraz sıyrılıp geçmişe dönsek ve anılarımıza yolculuk etsek diyorum.
İlk sayıdan bugüne VSY Oftalmoloji Life 10 yılını doldurdu. Maskeli sayfası ile maceramız ‘’Süperman Dönüyor’’ filminin vizyona çıktığı zaman başlamıştı. Filmi seyrettikten sonra esprili bir yazı yazıp derginin şu anda sorumlu yazı işleri müdürü olan arkadaşım Berna Özel’e göndermiştim. Ardından beni aradı ve “bir dergi çıkardıklarını yazımı dergiye koymak istediğini” söyledi. “Olur,” dedim. İlk yazı o günlerin dokusunda oldukça ilgi çekti. Dergi çıktıktan bir süre sonra İstanbul şube seçimleri sırasında ünlü bir hocamızdan bu nedenle iyi bir fırça yedim. Oftalmoloji ile ilgili bir dergide böyle “zevzek” bir yazı yazılmamalıymış ve “bir doktor hiç uçar mıymış?” Bağıra çağıra herkesin içinde bu görüşlerini bana iletti. Çok utanmıştım. Kendisine yazının bir espri olduğunu, havada uçan Süperman’in yerine benim kafamı koyma fikrinin bir fotomontaj olduğunu, benim uçmadığımı, zaten uçsaydım Şeyh olabileceğimi, hatta uçmasam bile müridlerimin beni uçurabileceğini ve bu fotomontajı Berna’nın ekibinin düşünüp yaptığını anlatmaya çalıştım ama dinletemedim. Üstüne üstlük o seçimde adaydım. Sağ olsun hocamızın sayesinde o gün seçimleri kazanamadım. Çünkü 1 oyla kaybetmiştim ve biliyordum ki bana oy vermemişti. Ardından da hiçbir seçimi kazanamadım zaten. O gün o kadar üzülmüştüm ki Oftalmoloji Life dergisinin köşe yazısı olan “Maskeli” nikiyle yıllar sonra gidip bir film yapım şirketi kuracaktım. O gün fotomontajla uçan Süperman, yıllar sonra bir idealini gerçekleştirip hiç sponsorsuz, filmin her maliyetini cebindeki son kuruşuna kadar harcayarak film yapacaktı. Konuya o kadar takılmışız ki “Kaz uçarda Laz uçmaz mı?” adlı bir film bile yapmayı düşünmedim değil.
İşte böyle dostlar. Yıllar yılları kovaladı. Her sayıda bir hikaye anlattık. Indiana Jones olduk, Yunan adalarına gittik, Şike sürecinde gerçekleri ortaya koyduk, canlı cerrahi
yazıları yazdık, Hammurrabi’yi irdeledik. Her dergi basımı sırasında Oftalmoloji Life ekibinin spor yaptıktan sonra susamış ve su bulamamış mahalle eşrafı gibi, “Hocam yazıyı gönderin, yazııı yazıııı!” içerikli mail ve telefonlarına maruz kaldık. Laf aramızda ben ekibe istediklerinden daha fazla sayıda yazı gönderdim ama kimini dini, kimini ağır siyasi içerikli bularak ve haklı olarak kibarca yayımlamayı reddettiler. Aynı gece de silah zoruyla yeni yazılar yazdırdılar. Bir yandan da dergi bizleri birbirimize yaklaştırdı. Sizlerin oftalmolojide bilimsel yazılarınızı, hobilerinizi, sporlarınızı, sanatsal faaliyetlerinizi, yaşam kalitenizi yine bu dergide gördük ve sizlerle bir adım daha yaklaşarak kucaklaştık. Bir gün bu dünyadan göçüp gittiğimizde kitaplıkta olan Oftalmoloji Life dergilerini çocuklarımız, belki de torunlarımız karıştırıp ardımızdan göz yaşı dökecekler ama bunun yanında da günümüzün Oftalmoloji dünyasını öğrenecekler diye seviniyorum. Bugüne kadar derginin çıkartılmasını sağlamış Sayın Ercan Varlıbaş, Sayın Özge Altunbaş ve sevimli Berna Özel başta olmak üzere Regiman Deniz dahil tüm ekibi kutluyor ve alınlarından öpüyorum. Sağlıcakla kalın Ben bir uçup geleyim…

L.A

Ophthalmology Life 2016 24. Sayı

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here